Ülkemizin gündemine aniden oturan, HDP'li milletvekillerin göz altına alınması olayını, daha önceden tahmin etmeyen yada beklemeyenler için açıklamak ve bu tutuklanmanın sebebini tanımlamak gerektiğine inanmaktayım. Haziran ayında TBMM Genel Kurulunda 367 oy çoğunluğu ile kaldırılan milletvekillerin dokunulmazlığı üzerine haklarında dokunulmazlık davaları bulunan 138 milletvekilinin toplam 667 davası üzerine yasal işlem başlatıldı. Davası bulunan 138 milletevekilinin 27'si AK Parti, 51'i CHP, 50'si HDP, 9'u MHP milletvekilleri ve Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka'dır.
Haklarında hukuki dava açılmış olan 138 vekilin, ifade vermek için çağırıldıkları ve bu süreç içerisinde MHP Genel başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin dahi ifade verdiği bilinmektedir. Ancak, bu sürece karşı oldukları tutumunu daima öne süren HDP milletvekilleri, ifade vermeleri için çağırılmaları halinde katılmayacaklarını ve kesinlikle ifade vermeyeceklerini belirtmişlerdi.
Hukukun üstün tutulduğu Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde, haklarında suç duyurusu bulunan bu milletvekillerin defalarca çağırılmasına rağmen bu davetleri red etmeleri sonucunda bu tutumla karşı karşıya kalınması kaçınılmazdı ve olması gereken oldu. İlk etapta bu bir tutuklama değil, haklarındaki soruşturmalara karşı ifade vermek için polis tarafından savcılığa yönlendirilmeydi. Bu suç duyurularına karşı savcılık tarafından alınan ifadeler doğrultusunda hukuk devletinin üstünlüğü ve hukuki işlemlerin eksiksiz uygulandığı, serbest bırakılan HDP milletvekilleri üzerinden anlaşılabilir. Bu ifadeler sonucunda bugün itibari ile tutuklanan milletvekillerinin de tutuklanması, ülkemiz için sevindirici bir haber olmaktadır. ''Hukuk, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.'' sözünden hareketle, hukuk karşısında, Osmanlı padişahı, Fatih Sultan Mehmet Han'ın dahi ifade vermek üzere mahkemeye gittiği bilinmektedir.
Demokrasi ve hukukun kesinlikle birbirinden ayırt edilemeyeceği, bu tutuklanmaların demokrasiye aykırı bir tutum olduğunu savunanlar ve bunu bulundukları mecralarda haykıranlara, çok komik olmasına rağmen demokrasi tanımını tekrar incelemelerini tavsiye ediyorum.
Olayın siyasi boyutunu kısaca yorumlamak gerekirse, siyasiler bu tutuklanmaları çok farklı yönlere çekmeye çalışmaktadırlar. Türkiye'de hukuka ve demokrasiye aykırı tutumlarda bulunanların tutuklanmasının başta Almanya ve Avrupa Birliği olmak üzere, tüm dünya ülkelerini endişelendirmesi ne yazık ki üzücüdür.
Hukukun üstünlüğüne inanılan demokrasi anlayışında, haklarında hukuki işlem başlatılan bireylerin (milletvekilleri dahi olsa) hukuk tarafından yargılanacağını bilmek biz vatandaşların içini rahatlatan yegane unsurdur.